04 May Gençler Neden Girişimci Olmak Zorunda Kaldı?
Yazı: Doç. Dr. Cüneyt Dirican
Bu sorunun cevabını bulmak için önce günümüz dünyasını anlamamız lazım. Aşağıdaki başlıklar içinde son dönemdeki jeopolitik gelişmeler, tarife, gümrük, kur ve ticaret savaşları gibi ekonomik sorunlar, fintek ve high-tech gibi gelişmeler dışında pandemi, iklim, göç, nüfus gibi ajandalar bulunmakta.
- VUCA (Volatility–Uncertainty–Complexity–Ambiguity)
- BANI (Brittle – Anxious – Nonlinear – Incomprehensible)
- TUNA (Turbulent – Uncertain – Novel – Ambiguous)
- SPOD (Steady – Predictable – Ordinary – Definite) (VUCA karşıtı)
- Black Swan (Öngörülemez şok)
- Gray Rhino (Görmezden gelinen risk)
Günümüz dünyasında bu başlıklara çözüm aramak adına yeşil ekonomi, etki yatırımı, kurumsal sosyal sorumluluk, kapsayıcılık, well-being, yapay zekâ yasası gibi gelişmelerin dışında girişimcilik de bir fırsat olarak sunuluyor veya görülüyor.
MTV Aralık 2025 itibarı ile 44 yıllık yayın hayatına sosyal medya nedeni ile son verdi. Müzik platformları karşısında MTV, Netflix karşısında sinema, Apple karşısında Nokia, cep telefonu karşısında KODAK, vatandaş gazeteciliği ve sosyal medya gazeteciliği karşısında basılı gazeteler, Yahoo arama motoru Google’a, karşı kaybetti. Şimdi yapay zekâ ile arama motorları, sosyal medya platformları kaybetmemek için kendi yapay zekâlarına dayalı iş modellerini üretmek zorunda kaldılar. Düşünün, metaverse nedeni ile adını Meta yapan Facebook, bugün metaverse ve akıllı gözlükler tutmadığı için bu yatırımlarını kapatmak zorunda kalıyor. İşte böylesine hızlı bir yıkıcı dönüşüm var.
Yapay zekâ, sosyal medya karşısında bildiğimiz eğitim sistemi değişiyor. Özellikle sosyal bilimlerde çok değil 10 yıl civarında birçok bölüm kapanacak. Nitekim YÖK’ün yükseköğrenimi 3 yıla indirme kararı da bunlardan bağımsız değil. Yetkinlikler diplomaların önüne geçmeye başladı. Akademi Platon’dan bu yana en büyük tehdit ile karşı karşıya. Akademi kalifiye ucuz işgücü yetiştirme ile araştırma yapmak arasında bir seçim yapmak zorunda. ÖSYM’nin her sene yeni sınav verileri, şehirleşme ve sanayileşme ile endüstri devrimi sonrası, nitelikli mavi ve beyaz yakalı yetiştirme programlarının artık yapay zekâ, robotik ve VUCA dünyasında siyah kuğular karşısında bir çözüm olmadığını gösteriyor. Tabii asgari ücretin ve iş dünyasındaki özlük haklarının seviyesi da bunun bir nedeni. Nitekim işsizlik ve istihdam verileri de bu gelişmeleri teyit ediyor. Şirketlerde çalışan bağlılığı, iş değiştirme oranı, gizli işsizlik dışında genç işsizlik oranı ve geniş tanımlı işsizlik bu gelişmelerin bir yansıması. Neoliberal politikalarla gelir dağılımı eşitsizliği arttıkça, sendikal haklar, reel satın alma gücü eridikçe çalışmak ve çalışmamak ile okumak ve okumamak arasındaki makas iyice daralıyor. Son dönemde akademide bu farkları kapatmaya ve ilgiyi artırmaya yönelik kalite ve performans odaklı çalışmalar bu meydan okumalara bir çözüm olarak görülse de bağımlı değişkeni etkileyen sadece akademi bağımsız değişkeni değil.
Sosyal güvenlik ve özel emeklilik sistemleri ile istihdam arasındaki bu ters korelasyon, teknolojik gelişmeler ile desteklenen yıkıcı dönüşümde, özellikle 2008 küresel krizi ve pandemi sonrasında sosyo-ekonomik değişim ve gelişmeler ile girişimciliği daha çok öne çıkardı. 2008 sonrasında büyük işletmeler finansal sorunlar yaşarken, hazineler sonsuz borçlanıp batmışken, vergi geliri ve işsizlik sorunu yaşayan ekonomiler canlanmak adına girişimciliği öne çıkarmak zorunda kaldı. Hatta Dünya Bankasının alt kuruluşu olan IFC bu kriz sonrasında büyüme fırsatı olarak KOBİ’leri öne aldı. Her yeni girişim bir ofis, makine ve duran varlık yatırımı, marka başvurusu, iletişim ve ulaşım ihtiyacı, kırtasiye gereksinimi idi. Ortak ofis ve uzaktan çalışma da bunu destekledi hatta bir iş modeli olarak maliyet başta bir çözüm olarak sunuldu. Büyüme ve hatta sürdürülebilir büyüme modeli içinde tedarikçi ve bayi gibi dağıtım kanalları girişimcilik adı ile bu yüzden desteklendi. Teknolojik dönüşüm ve gelişim de süreçleri hızlandırıp, maliyetleri aşağı çekince ve cloud başta uzaktan çalışmaya da müsait olunca, girişimcilik daha cazip hale geldi. Sabit bir gelirle, satınalma gücü çok düşük ve herhangi bir kariyer fırsatı cazibesi olmayan kartvizittense, “Founder”, “Partner”, “Investor”, “Dreamer”, “Managing Director” gibi kartvizitler özellikle yeni kuşaklarda daha cazip hale geldi. Kendi işinin patronu olmak ev sahibini kira ile zengin etmek yerine bankadan mortgage kredisi riskini almaya benzedi. Tutarsa ev yani iş senindir, tutmazsa anahtarı bankaya bırakırsın ki hava parası ile dükkân devretmek de bir gelir modeli oldu hep.
Ayrıca, KOBİ, esnaf ve girişimci kredilerine ulaşım zor olunca, sermaye piyasalarına açılma mümkün olmayınca, kitlesel fonlama, melek yatırımcılık gibi finansman türleri bir anda popüler ve yeni bir fırsat alanı oldu. Kâğıt üzerindeki proforma cash flow statement ile net present value üzerinden EBITDA çarpanı ile milyon dolarlık şirket değerleri havada uçuşunca, yeni nesil girişimciliği daha cazip buldu. Sosyal medyada, instagramda ayakkabı satmak, influencer olmak ki aslında doğrusu kanaatimce “info launcher” olmalı çünkü günde üç çeşit farklı marka kolajen veya rimel ya da yüz kremi sunan birine influencer demek doğru değil, Youtube kanalı açıp oyun videosu çekerek Lamborghini almak, Tiktok videosu ile takipçi kasıp hesabı başkasına satmak gibi bu şekilde hızlı ve çok para kazanmak cazip olunca, girişimcilik masa başı mesai ücretine karşı daha üstün de gelmeye başladı.
İbrahim Tatlıses demişti ki: “Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık”. Akademi bu değişimlere ayak uydurdu, iş dünyası evde oturmanın daha az maliyetli olduğu ortam yerine doğru bir gelir ve kariyer fırsatı sundu da, gençler kurumsal hayat ve üniversite yerine girişimciliği veya barista olmayı mı tercih etti. Peki, girişimcilik hiç mi lazım değil? Tabii ki girişimler ve girişimcilik de çok önemli. Hep Silikon Vadisi ile ekosistemin uygunluğu örnek gösterilir. Bunlar tabii ki bazı oluşturmalı ama şunu da unutmamak lazım. Çip, platform, yapay zekâ, marka, patent, finansman başkasındayken zaten girişimcilik size çizilen sınırlar içerisinde kalır ancak. Çizginin dışında düşünebilme, inovasyon, cesaret, zamanlama, strateji, yönetim, inanç işidir biraz da girişimcilik. Aynı AVM’de veya caddede peşi sıra süt mısır, nail, çikolata şelalesi, parfüm dükkânı açmaktan, “başka yerde şubemiz yoktur” tabelası asmaktan daha ötede bir kavramdır girişimcilik. Hayal kurarak başlar. Biraz da şans gerekir. Ve tabii ilk günden vizyon. Steve Jobs, Mark Zuckerberg, Michael Dell, Travis Kalanick, Larry Ellison, Jack Dorsey, Elon Musk, Bill Gates gibi örneklerin ortak paydasına bakınca da insan düşünmüyor değil. Ama unutmamak lazım kurumsal girişimcilik kadar teknoloji transfer ofisleri, kuluçka ve teknoloji merkezleri, Teknofest, TÜBİTAK 2209-A ve 2204-A gibi başlıklar da bu farkları kapamak için var. Örneğin, Çin kendi ekonomi modeli (Pekin Konsensüs) ile bunları yaptı. Bugün dünyanın ilk 10 üniversitesi ABD menşeli değil, yarıdan fazlası Çin üniversitesi. Akademide makale üretimi, marka ve patent üretiminde açık ara lider. Serbest piyasayı kamu ile doğru harmanlayan modelde bugün ABD ile Çin arasındaki rekabetin esas kaynağı bu dinamizm. Çinli balıkçılar şu anda tüm dünyada balık avlıyorlar, balık verenle yetinmiyorlar.