20 Eki Feminist Edebiyatın En Büyük Eserlerinden Kendine Ait Bir Oda’ya Dijital Sansür
Geçtiğimiz günlerde Barselona’da bulunan Teatre del Raval’de (Raval Tiyatrosu) sahne alacak olan, Virginia Woolf’un kadınların toplumdaki yerini ve ekonomik bağımsızlığını ele alan Kendine Ait Bir Oda eserinin tiyatro uyarlamasına ait reklamlar, Meta’nın yapay zeka destekli reklam denetim algoritması tarafından engellendi.

Facebook ve Instagram gibi mecralarda reklam vermek isteyen oyun ekibi sistem tarafından medeni haklar ve feminizm ”toplumsal meseleler” kapsamında değerlendirildi. Meta, reklamların yayımlanabilmesi için bazı ”anahtar kelimelerin” kaldırılmasını talep etti.
Yüzyıllardır Verilen Mücadele Hâlâ Aynı Zihniyete Karşı
Kendine Ait Bir Oda, yazarı Virginia Woolf’un 1928 yılında, o zamanlar Cambridge Üniversitesi’nde kadınların kabul edildiği tek iki kolej olan Newnham ve Girton’da vermiş olduğu konferanslardan yola çıkılarak hazırlanmıştır. Kadınlar kendilerine ayrılan bu kolejlerde 1869 yılından itibaren öğrenim görebilmeye başlamış olsa da bir diplomaya sahip olabilmeleri ancak 1948 yılında mümkün olabilmişti. Virginia Woolf, konuşmacısı olduğu üniversitenin kampüsünde yürürken nasıl engellendiğini eserinde şöyle anlatır:
“Bir anda bir erkeğin görüntüsü yolumu kesti. Kuyruklu ceket ve beyaz gömlek giymiş bu garip görünümlü acınacak haldeki adamın el kol hareketlerinin ilk başta bana yönelik olduğunu anlamadım. Yüzünde tiksinti ve öfke ifadesi vardı. O sırada yardımıma koşan mantık değil de içgüdü oldu; adam bir üniversite çalışanıydı ve ben de bir kadındım.”

Dijital Çağda Değişmeyen Sansür
On dokuzuncu yüzyıl boyunca Oxford, Cambridge ve Harvard gibi kurumların ana kütüphanelerine ve araştırma merkezlerine kadınların girmesi yasaktı; kadınlar içeriye ancak özel bir izin belgesiyle veya bir refakatçi eşliğinde girebiliyordu. Bu dönemde kütüphaneler tamamen “erkek kamusal alanı” olarak kabul ediliyor, kadınların ise ev içinde kalması gerektiği savunuluyordu.
Bazı kelimelerin tanıtım metninden çıkarılmasını talep eden Meta’nın algoritması, sosyal reform gibi konuların sosyal içerik olarak sınıflandırıldığını ve metnin aktivizmi teşvik ettiğini öne sürdü. Eserde sistemin kısıtlayıcı zihniyetine karşı duran bazı ifadeler ise şu şekildedir:
“İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun; ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü, ne de kapatabileceğiniz bir kapı.”
“Kadınlık koruma altında bir uğraş olmaktan çıktığı anda, her şey olabilir.”
İçinde bulunduğumuz dönemde, sosyal medya olarak adlandırdığımız modern kamusal alanlarda bile toplumsal meseleleri tartışamamak, engellenmek veya susturulmak; eşitlik için mücadele etmemiz gereken daha çok şey olduğunu hatırlatıyor. Bu durum aynı zamanda sistemin mevcut yapısının ne kadar sarsıldığını ve yerini eşitlikçi bir düzene bırakma korkusunu da gözler önüne seriyor.
Haber: Şeyma Gül