Ot Festivali’nde şampiyonluğun sırrı: “Her şeyi yapmak değil, doğru şeyi yapmak”

İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü, 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali’nde “En İyi Üniversite Ekibi” kategorisinde iki ayrı takımla Gümüş Madalya kazanırken; bireysel kategorilerde altın, gümüş ve bronz dereceler elde etti. Arel Medya olarak bu çok yönlü başarının sırrını Öğr. Gör. Udaycan Sütçü’ye sorduk.

Haber: Diyar Naz Metin

diyarmetin25@istanbularel.edu.tr

Fotoğraf: Barış Tekin

İstanbul Arel Üniversitesi olarak bu festivale katılırken hedefiniz ‘tek büyük ödül’ müydü yoksa çoklu kategorilerde görünürlük mü?

Bu serüvene adım attığımız ilk andan itibaren hedefimiz büyük ödüldü. Ancak büyük ödüle giden yolun yalnızca ekip çalışmasından değil, aynı zamanda bireysel performansların güçlü olmasından geçtiğini de çok iyi biliyorduk. Bu nedenle öğrencilerimizi hem bireysel kategorilerde başarılı olabilecekleri hem de ekip başarısına katkı sağlayabilecekleri şekilde hazırladık. Dolayısıyla bizim için hedef sadece görünür olmak değil; doğru planlama, disiplinli hazırlık ve güçlü performansla kalıcı bir başarı elde etmekti.

Öğrencilerin farklı kategorilerde derece almasını sağlayan temel eğitim yaklaşımınız ne?

Benimsediğim temel eğitim yaklaşımının, öğrenciye kendi çalışmasını yürütebileceği özgür bir alan tanımak olduğunu söyleyebilirim. Bu nedenle öğrencinin yarışmaya katılacağı tabağı benimsemesi, kendi reçetesini oluşturması ve kendi tasarım sürecinin parçası olması oldukça önemli. Bizler bu süreçte daha çok mentorluk görevi üstleniyoruz. Öğrenci kendi fikrinin değer gördüğünü ve sürece aktif olarak dahil olduğunu hissettiğinde daha özverili, daha özgüvenli ve daha istekli çalışmaya başlıyor. Bu yaklaşım hem öğrencinin bireysel gelişimini destekliyor hem de güçlü bir ekip sinerjisi oluşturuyor. Başarıyı getiren en önemli unsurlardan birinin de bu olduğunu düşünüyorum.

Bu başarıyı bireysel performansların toplamı olarak mı görüyorsunuz yoksa planlanmış bir ekip stratejisi mi vardı?

Bireysel performansların önemini kesinlikle yadsımamak gerekir. Yarışma günü her öğrencinin kendi tabağını doğru zamanda, doğru teknikle ve doğru sunumla ortaya koyması başarı açısından çok belirleyici. Ancak bu başarının yalnızca bireysel performansların toplamı olduğunu söylemek eksik olur. Bizim sürecimizde planlanmış bir ekip stratejisi de vardı. Hangi öğrencinin hangi kategoriye daha uygun olduğu, tabakların teknik düzeyi, yarışma süresine uygunluğu, malzeme temini, taşıma koşulları ve jüri beklentileri gibi pek çok faktörü birlikte değerlendirdik. Bu stratejik planlama sayesinde şans faktörünü mümkün olduğunca azaltmaya çalıştık. Sonuçta bireysel başarılar, doğru planlanmış bir ekip yaklaşımıyla birleşince daha güçlü bir sonuca ulaştı.

Hazırlık sürecinde öğrencilerin en çok zorlandığı nokta neydi?

Öğrencilerin özellikle yaratıcı süreçte zorlandıklarını söyleyebilirim. Çünkü bu tarz yarışmalarda bir ürün tasarlarken yalnızca lezzet ve görsel estetik yeterli olmuyor. Kullanılacak malzemelerin bulunabilirliği, ürünlerin muhafaza edilebilir olması, taşıma sırasında yaşanabilecek problemler, yarışma alanında sağlanan ekipmanların uygunluğu ve zaman yönetimi gibi birçok faktörü aynı anda düşünmek gerekiyor. Bu durum yaratıcı süreci daha karmaşık hale getiriyor. Öğrenciler bazen teoride çok iyi görünen bir fikrin uygulamada aynı sonucu vermediğini deneyimleyebiliyor. Ancak bu da sürecin en öğretici taraflarından biri. Çünkü yarışmaya hazırlık yalnızca iyi bir tabak çıkarmak değil; aynı zamanda gerçek koşullara uygun, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir ürün tasarlamayı öğrenmek anlamına geliyor.

Öğrencilerin yaratıcılığını geliştirmek için klasik eğitimin dışında ne yapıyorsunuz?

Öğrencilerin yaratıcılığını geliştirmek için sürecin başında onlara ne yapmak istediklerini ve nasıl bir tabak ortaya koymak istediklerini düşünebilecekleri bir alan tanıyorum. Bu aşamada öğrencinin fikrini doğrudan sınırlamak yerine, önce kendi bakış açısını ortaya koymasına fırsat vermek gerektiğine inanıyorum. Daha sonra gelen fikirleri birlikte değerlendiriyoruz, gerekli yönlendirmeleri yapıyoruz ve karar verdiğimiz prototip ürünü kısa süre içerisinde denemelerini sağlıyoruz. Bu denemeler öğrencinin bazı fikirlerinin uygulamada neden uygun olmadığını kendi deneyimiyle görmesine imkân tanıyor. Buradaki kilit nokta, öğrencinin getirdiği fikir uygulanabilir görünmese bile bunu tamamen reddetmek yerine, kontrollü bir şekilde deneyimlemesine olanak tanımak.

Bu dereceler üniversitenin gastronomi alanındaki konumunu nasıl etkiler?

Bu derecelerin üniversitemizin gastronomi alanındaki konumunu kesinlikle olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyorum. Çünkü bu tür başarılar yalnızca bir yarışma sonucu olarak değerlendirilmemeli; aynı zamanda verilen eğitimin, öğrenci niteliğinin, akademik ve uygulamalı yaklaşımın dışarıdan görünür hale gelmesi olarak da görülmelidir. Öğrencilerimizin farklı kategorilerde derece elde etmesi, İstanbul Arel Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nün hem uygulama becerisi hem de yaratıcı üretim anlamında güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Ayrıca bu başarılar mevcut öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olurken, bölümü tercih etmeyi düşünen aday öğrenciler açısından da güçlü bir referans oluşturuyor.

Son olarak gelecek yıl katılacak ekipler için ‘içeriden’ bir tavsiye verseniz ne olurdu?

Gelecek yıl katılacak ekiplere en önemli tavsiyem, yarışmaya yalnızca iyi yemek yapmak olarak bakmamaları olurdu. Yarışma süreci; planlama, zaman yönetimi, malzeme seçimi, ekipman bilgisi, stres kontrolü, hijyen, sunum ve iletişim gibi birçok unsurun bir araya geldiği bütüncül bir süreçtir. Ayrıca tabak tasarlarken sade ama güçlü bir fikirden yola çıkmalarını öneririm. Çok fazla ürünü ve tekniği aynı tabakta göstermeye çalışmak yerine, ne anlatmak istediklerini iyi belirlemeleri gerekir. Yarışma tabağı hem öğrenciyi temsil etmeli hem de jüriye net bir mesaj verebilmelidir. En önemlisi de sürece gerçekten inanmaları ve düzenli çalışmaları gerekir. Çünkü yarışma günü alınan derece, aslında o günün değil; haftalarca süren emeğin, tekrarın, hatalardan ders çıkarmanın ve ekip olarak aynı hedefe odaklanmanın sonucudur.