Arel’den Porto’ya Uzanan Erasmus Yolculuğu

Erasmus+ Öğrenci Değişim Programı, üniversite öğrencilerine yalnızca farklı bir ülkede eğitim alma fırsatı sunmuyor; aynı zamanda yeni kültürlerle tanışma, özgüven kazanma ve dünyaya daha geniş bir perspektiften bakabilme imkânı da sağlıyor. İstanbul Arel Üniversitesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü 2. sınıf öğrencisi ve Arel Medya muhabiri Eslem Sena Söğüt de bu deneyimi yaşayan öğrencilerden biri. Bugün Portekiz’in Porto kentinde eğitimini sürdüren Söğüt, Erasmus sürecinin akademik gelişiminin yanı sıra kişisel dönüşümünde de önemli bir rol oynadığını anlatıyor.

Haber: Peren Yurttaş

perenyurttas@istanbularel.edu.tr

Bir Sınavla Başlayan Uluslararası Yolculuk

Sena’nın Erasmus hikâyesi, aslında kendi sınırlarını test etme isteğiyle başlamış. İngilizce seviyesinin Erasmus sınavı için yeterli olup olmadığından emin olamasa da süreci bir deneyim olarak görmek istemiş. Başlangıçta belirli bir ülke ya da üniversite hedefi bulunmayan genç öğrenci, sınavı başarıyla geçtiğini öğrendiğinde önünde yeni bir dünyanın kapılarının açıldığını fark etmiş.

İstanbul Arel Üniversitesi’nin sunduğu Erasmus olanakları sayesinde bugün Porto’daki Universidade Portucalense’de eğitim gören Söğüt, bu sürecin kendisine sadece akademik değil, aynı zamanda kişisel anlamda da büyük bir özgüven kazandırdığını söylüyor.

Porto’da Sanat ve Teknolojinin Kesişiminde Eğitim

Portekiz’de “Multimedia and Arts” bölümünde eğitim alan Sena, sanatın görsel ve işitsel boyutlarını bir araya getiren disiplinlerarası bir eğitim modeliyle karşılaşmış. Çizgi Film ve Animasyon alanında aldığı eğitimi farklı bakış açılarıyla zenginleştirme fırsatı bulduğunu belirten Söğüt, özellikle eserlerin izleyiciyle kurduğu etkileşimi güçlendirmeye yönelik çalışmaların kendisine yeni ufuklar açtığını ifade ediyor.

Arel Üniversitesi’nde aldığı güçlü temel eğitimin üzerine farklı bir akademik yaklaşım ekleme fırsatı bulan öğrenci, Erasmus deneyiminin mesleki gelişimine önemli katkılar sağladığını vurguluyor.

Öğrenmek İsteyene Kapılar Açılıyor

Sena’nın en dikkat çekici gözlemlerinden biri ise eğitim anlayışındaki farklılıklar olmuş. Porto’daki üniversitede öğrencilerin öğrenme isteğinin merkeze alındığını belirten Söğüt, akademisyenlerin öğrencilerin ihtiyaç duyduğu imkanları oluşturmak için büyük çaba gösterdiğini anlatıyor.

Ona göre burada öğrencilerden yalnızca dersleri takip etmeleri değil, merak etmeleri, araştırmaları ve üretmeleri bekleniyor. Eğitim sistemi, öğrenciyi belirli kalıplara sıkıştırmak yerine onun gelişimini destekleyen bir yapıya sahip. Bu yaklaşım sayesinde öğrenciler kendilerini daha özgür hissediyor ve yaratıcı potansiyellerini daha rahat ortaya koyabiliyorlar.

Erasmus Sadece Eğitim Değil, Hayat Deneyimi

Porto, tarihi dokusu, kültürel zenginliği ve Atlas Okyanusu’na açılan eşsiz manzarasıyla Avrupa’nın en özel şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sena için de bu şehir, yalnızca eğitim aldığı bir yer değil; aynı zamanda yaşamı yeniden keşfettiği bir deneyim alanı olmuş.

Tarihi sokaklarda yürürken karşılaştığı mimari detaylar, sanatla iç içe geçmiş şehir yaşamı ve farklı ülkelerden gelen öğrencilerle kurduğu dostluklar, Porto deneyiminin unutulmaz parçaları arasında yer alıyor. Ancak genç öğrenciye göre asıl farkı yaratan unsur şehrin fiziksel güzelliklerinden çok, insan ilişkileri ve yaşam kültürü.

Portekiz toplumunun daha sakin, anlayışlı ve dengeli bir yaşam anlayışına sahip olduğunu belirten Söğüt, insanların sosyal yaşam ile çalışma hayatı arasında daha sağlıklı bir denge kurabildiğini gözlemlediğini söylüyor.

Zorluklarla Mücadele Etmeyi Öğretiyor

Erasmus deneyimi her zaman yalnızca güzel anlardan oluşmuyor. Farklı bir ülkede yaşamak, öğrencileri birçok yeni sorumlulukla da karşı karşıya bırakıyor.

Sena, özellikle Avrupa Birliği vatandaşı olmamanın bazı bürokratik süreçleri zorlaştırdığını ifade ediyor. Sim kart edinme, banka işlemleri ve para transferleri gibi günlük hayatta basit görünen konuların zaman zaman ciddi sorunlara dönüşebildiğini anlatıyor. Ancak bu süreçlerin ona önemli bir beceri kazandırdığını da ekliyor: Kendi başına çözüm üretebilmek.

Farklı bir ülkede karşılaşılan sorunları tek başına çözmenin, öğrencilerin özgüvenini ve problem çözme yeteneklerini önemli ölçüde geliştirdiğini belirtiyor.

Kendini Yeniden Keşfetmek

Belki de Erasmus’un en büyük katkısı tam da burada ortaya çıkıyor. Sena, Porto’da geçirdiği süreçte kendisinin daha önce tanımadığı yönleriyle karşılaştığını söylüyor.

Türkiye’de yapmadan önce uzun süre düşündüğü, çekindiği ya da ertelediği birçok şeyi burada daha rahat gerçekleştirebildiğini anlatan genç öğrenci, Porto’nun güvenli ve özgür atmosferinin kendisine farklı bir yaşam deneyimi sunduğunu ifade ediyor.

Bu deneyim o kadar etkili olmuş ki, bugün profesörlerinin desteğiyle bu dönüşüm sürecini konu alan akademik ve sanatsal bir proje üzerinde çalışıyor.

Dünyaya Açılan Kapı: Arel Üniversitesi Erasmus Fırsatları

Sena Söğüt’ün hikâyesi, Erasmus’un yalnızca birkaç aylık bir yurtdışı deneyimi olmadığını gösteriyor. Yeni bir dil, yeni bir kültür, farklı eğitim sistemleri ve uluslararası dostluklarla şekillenen bu süreç, öğrencilerin hem akademik hem de kişisel gelişimlerine önemli katkılar sunuyor.

İstanbul Arel Üniversitesi de uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda öğrencilerine Erasmus+ programı aracılığıyla Avrupa’nın farklı ülkelerinde eğitim alma fırsatı sunuyor. Öğrenciler, eğitimleri sırasında edindikleri bilgi ve deneyimleri kariyerlerine taşımanın yanı sıra dünyayı daha yakından tanıma imkânı elde ediyor.

Porto’dan İstanbul’a uzanan bu hikâye, Arel Üniversitesi öğrencilerinin yalnızca meslek sahibi olmakla kalmayıp aynı zamanda küresel ölçekte düşünebilen, farklı kültürlerle iletişim kurabilen ve kendi potansiyellerini keşfedebilen bireyler olarak yetiştiklerinin somut bir örneğini oluşturuyor.