12 May İstanbul Arel Üniversitesinde ‘Avrupa Günü’ Kutlaması: “Türkiye Artık Oyun Kuran Bir Aktör”
İstanbul Arel Üniversitesi Tepekent Kemal Gözükara Yerleşkesi, 9 Mayıs Avrupa Günü kutlamalarına ev sahipliği yaptı. Diplomasinin ve akademinin önemli isimlerini bir araya getiren etkinlikte, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği, savunma sanayiindeki tarihi başarılar ve küresel enerji rekabeti konuşuldu.
İstanbul Arel Üniversitesi, barışın ve uluslararası iş birliğinin simgesi olan 9 Mayıs Avrupa Günü’nü özel bir etkinlikle kutladı. Moderatörlüğünü Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof.Dr. Uğur Özgöker’in üstlendiği panele; Büyükelçi Dr. Egemen Bağış, TAV Başkanvekili Büyükelçi Uluç Özülker, Avrupa Forum Derneği Başkanı Dr. Av. Feyza Başar ve ABKAD Başkan Yardımcısı Can Baydarol konuşmacı olarak katıldı. Etkinlikte İstanbul Arel Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Özgür Gözükara, Rektör Prof. Dr. Ersin Göse ve üniversite yönetimi de hazır bulundu.
“Gençlerimizin Küresel Vizyon Kazanmasını Önemsiyoruz”
Etkinliğin açış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Ersin Göse, 9 Mayıs’ın dayanışma ruhuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:” Bugün Avrupa Günü meselesi ile sizlerle beraber olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. 9 Mayıs; barışın, dayanışmanın, ortak değerlerin ve uluslararası iş birliğinin simgesidir. İstanbul Arel Üniversitesi olarak ulusal rastlaşmayı, kültürel etkileşimi ve gençlerimizin küresel vizyon kazanmasını önemsiyoruz. Erasmus programları ve uluslararası iş birlikleriyle, öğrencilerimizin dünyada daha açık bireyler olarak yetişmesine katkı sunmaya devam ediyoruz.”
“İnanırsak Başaramayacağımız Hiçbir Şey Yoktur”
Türkiye’nin AB normları çerçevesinde reformlarını canlandırması gerektiğini belirten Büyükelçi Dr. Egemen Bağış, “Türkiye’nin AB normlarını benimseyecek reformları yeniden canlandırması; buna karşılık Avrupa’nın da hem gümrük birliği güncellemesinde yapıcı hem de vize serbestliğinde daha esnek olması gerekiyor. Bugün Türkiye, özellikle İHA alanında dünya liderlerinden biri haline geldi. Baykar, bir babanın iki evladıyla başlattığı bir inanmışlık hikâyesidir. Genç kardeşlerime mesajım şudur: Biz bir hedefe hep birlikte odaklandığımız zaman başaramayacağımız hiçbir şey yoktur.” dedi.
“Türkiye Artık Kapıda Bekletilen Değil, Oyun Kuran Bir Ülkedir”
Savunma sanayiindeki atılımları “bir destan” olarak niteleyen TAV Başkanvekili Büyükelçi Uluç Özülker, beyin göçünün tersine döndüğünü ifade etti: “Eskiden yetişmiş insan kaynağını yurt dışına göç veren bir ülkeyken, bugün bu tablo tersine dönmüştür. Savunma sanayimizde yaşananlar sıradan bir gelişme değil, bir destandır. Türkiye; ABD ve Rusya gibi devlerin ardından uzay ve füze teknolojilerinde ‘biz de varız’ diyebilen bir iradeye sahiptir. Z kuşağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni karakterini ve özgüvenini temsil etmektedir. Türkiye artık emir alan veya kapıda bekletilen bir ülke değil; kendi göbeğini kendi kesen, teknolojisiyle oyun kuran ve onuruyla yaşayan bir aktördür.”
“Yeşil Enerji Dönüşümü Stratejik Bir Zorunluluktur”
Küresel piyasalardaki enerji değişimine değinen Avrupa Forum Derneği Başkanı Dr. Av. Feyza Başar, Türkiye’nin bu alandaki vizyonunu şu sözlerle aktardı: “Enerji maliyetlerinin dengesizleşmesi ve sürdürülebilirlik kriterleri, stratejilerimizi gözden geçirmemizi zorunlu kıldı. Bu sadece AB ile ilgili değil; Çin ve ABD de yeşil enerjiye devasa yatırımlar yapıyor. Türkiye bu dönüşüme hızla başladı ve COP31 başkanlığına aday oldu. Bu, Türkiye için stratejik açıdan çok önemli bir projedir.”
“AB Bir Barış Projesinden Ziyade Ekonomik Regülasyon Stratejisidir”
AB’nin tarihsel kökenlerini ve güncel jeopolitik riskleri analiz eden Can Baydarol, Türkiye’nin hayati konumuna dikkat çekti: “9 Mayıs 1950’de atılan temeller sadece bir barış projesi değil; aslında ekonomik bir regülasyon ve kaynak yönetimi stratejisidir. Günümüzde ABD ve AB’nin temel motivasyonu Çin ile rekabet etmektir ve bu rekabetin odağında ‘nadir toprak elementleri’ yer almaktadır. Rusya’nın yayılma ihtimali Avrupa üzerinde büyük bir güvenlik telaşı yaratıyor. Türkiye; gerek enerji koridorları gerekse stratejik hammadde yatakları itibarıyla dünya siyaseti için hayati bir öneme sahiptir.”




