En ucuz menüden ikinci el gardıroba: Bir neslin “seyirci” kaldığı yarınlar

“Bizden geleceği inşa etmemiz beklenirken, bugünün içinde sadece hayatta kalmaya mahkûm ediliyoruz.” Türkiye’de üniversite okumak artık akademik bir başarı hikayesi değil; barınma krizinden beslenme yetersizliğine, fahiş ulaşım masraflarından sosyal izolasyona kadar uzanan çok ağır bir hayatta kalma mücadelesi anlamına geliyor.

Haber: Hayal Nur Özüyılmaz & Peren Yurttaş

hayalozuyilmaz25@istanbularel.edu.tr

perenyurttas25@istanbularel.edu.tr

 

2025 yılı, üniversite öğrencileri için amfilerin sessizliğini değil, “nasıl geçineceğiz?” sorusunun gürültüsünü taşıyan bir yıl oldu. Bugün her üç öğrenciden ikisi okurken çalışmak zorunda kalıyor; bu da fiziksel bir tükenmişliği beraberinde getiriyor.

Bu ekonomik kıskacın yarattığı tablo sadece rakamlardan ibaret değil; öğrencilerin günlük rutinleri artık birer “hayatta kalma stratejisi”. Sabah 05:00’te yola düşen, saatlerini toplu taşımada harcayan, kantinde bir çay alırken bile defalarca hesap yapan bir gençlikten bahsediyoruz. Beslenme ise artık bir hak olmaktan çıkıp bir tasarruf kalemine dönüşmüş durumda; birçok öğrenci günü bir simitle geçiştiriyor veya doğrudan öğün atlıyor. Sonuç ise oldukça ağır: Sadece son bir yılda 150 binden fazla öğrenci, başarısız olduğu için değil, geçinemediği için üniversite kaydını sildirdi. Kısacası, gençler bugün sadece hayatta kalmaya mahkûm edilerek kendi hayatlarının seyircisi haline getiriliyor. Peki, bu sistemin asıl özneleri ne diyor? Bu ekonomik darboğazın ortasında kalan üniversite öğrencilerine “Geçim stratejileriniz neler?” diye sorduk.

 

Bir üniversite öğrencisi olarak geçim stratejileriniz neler?

Emelsu Dirlik 

Bir vakıf üniversitesinde burslu fakat başka bir burs alamayan bir öğrenci olarak, sadece ailemin desteğiyle bu ekonomik şartlarda ayakta kalmaya çalışmak beni her gün biraz daha yoruyor. Okula yetişebilmek için gün doğmadan, sabah 5-6 gibi yola çıkmak zorunda kalıyorum. Evde bir şeyler hazırlamaya vaktim yetmediği gibi, dışarıda bir yemek yemenin maliyeti bile bütçemi sarsmaya yetiyor. Bu yüzden çoğu zaman günü sadece bir simitle geçiştiriyorum veya doğrudan aç kalmayı tercih ediyorum. Bir Sinema ve Televizyon öğrencisi olarak en çok canımı yakan ise kendi alanımda kendimi besleyememek. Film izlemek, tiyatroya gitmek ya da bir festivali yerinde takip etmek benim için artık sanatsal bir gelişim değil, karşılanamaz bir lüks haline geldi. Eğitimin ve kültürün bir haktan ziyade sadece parası olanın erişebildiği bir imkana dönüşmesi, bizleri kendi alanımıza yabancılaştırıyor. Arkadaşlarıma bir günümü ayırıp vakit geçirebilmek için bile günler öncesinden plan yapmam, başka ihtiyaçlarımdan kesip o günü finanse etmem gerekiyor. Bütün bu yaşadıklarımın sadece benim şahsi talihsizliğimle pek bir ilgisi yok; aslında en temel insani haklarımızın bile bize birer lütuf gibi sunulmasının yarattığı bir durum bu. Eğitimin ve sosyal imkanların sadece maddi gücü yetenlerin ulaşabildiği bir alana sıkıştırılması, biz öğrencileri hayatın en verimli çağında birer seyirciye dönüştürüyor. Bizi böyle kendi halimize, yapayalnız bırakan bu anlayış, aslında daha şimdiden önümüzü kapatmış oluyor. Bizden geleceği inşa etmemiz beklenirken, bugünün içinde sadece hayatta kalmaya mahkûm edilmemiz aslında bu düzenin bize bakış açısını özetliyor.

 

Rümeysa Şahin

Vakıf üniversitesinde okuduğum için aileme daha fazla yük olmak istemiyorum. Günlük işlere gidiyorum harçlığımı çıkarabilmek için. Okula gitmeden önce evde yemek yiyip dışarıda para harcamıyorum. Sadece suyum biterse su ve atıştırmak için kraker alıyorum. Kazandığım para da sadece zorunlu ihtiyaçlarımı ve yolu karşılıyor. Okula motorumla gidip geliyorum. Haftada bir kere motoruma benzin atıyorum. Okula gidip gelmek dışında motorumu kullanmamaya özen gösteriyorum ki benzini hızlı bitmesin. Eğer geriye biriktirdiğim param olursa onu da erkek arkadaşımla buluştuğumuz zaman kullanabilmek için saklıyorum.

 

Dilay Kartal

Üniversite hayatımın başladığı an itibariyle düzenli olarak yaptığım şeyleri azaltmaya hatta yapamamaya başladım. Aile evinde kalmamakla birlikte bir öğrenci olarak gelir ve gideri ayarlamak, geçinmek, giderin çok gelirin az olup buna rağmen düzeni bozmamaya çalışırken sosyal hayata devam etmenin aslında ne kadar zorlu olduğunu; bunun yanı sıra asıl en basit şekilde temel ihtiyaçları sürdürmek gibi durumlarla başa çıkmanın ne kadar zor olduğunu üzücü deneyimlerle ve zorlu yollarla fark ettim. Bu durumları azaltmak için bir takım yeni alışkanlıklar edindim. Geçimimi kolaylaştırmak için olabildiğince market alışverişlerimi indirimlerden yararlanarak yapmaya başladım. İhtiyaçlarımı hemen karşılamak yerine indirimi beklemek zorundayım. İhtiyaçlarımı almadan gidebildiği yere kadar idare etmeyi öğrendim. Aynı zamanda sosyal ihtiyaçlarımı tamamen sonlandırmak durumunda kalıyorum ya da çok nadir olarak gerçekleştiriyorum çünkü bunun yerine yaşamımı idame ettirmek için başka şeyler tercih etmek durumundayım. Arkadaşımla kahve içmek, bir tiyatroya gitmek yerine yurtta oturup giderlerim için planlama yapıyorum. Örneğin bir tuvalet kâğıdı, sürekli bitip yenilenmesi gereken ihtiyaçlardandır. İki ihtiyaç arasında en aciline karar verip öyle hareket etmeye başladım. Sürekli hale gelen yol masrafını en aza indirmek için soğuk, yağmurlu, karlı, rüzgârlı her havada yürümeyi tercih ediyorum. Bunu yaparken, hasta olmamaya dikkat etmem gerekiyor çünkü hastane en yorucu olanı. Bu kadar şeyin arasında dengeyi sağlamaya çalışıyoruz. Okul süreci işlerken aynı şekilde yarı zamanlı işe başlamak durumunda kalıyor birçok öğrenci. Çünkü en doğal haklarımızı bile zorla elde etmek durumunda kalıyoruz. Her şey sadece maddi değil günlük yaşamımdan bu kadar kısarken manevi olarak da çok zorlanıyorum. Sürekli yarın hakkında yeni kaygılar edinmek inanın çok yorucu oluyor. Bir öğrenci olarak yaşadığım problemlerin daha çok azını paylaşıyorum, üniversite okumaya çalışırken bir yere gelmek için emek verirken bu kadar değersiz kalmak, bazen canımızın bile hiçe sayıldığı anlara şahit olmak gerçekten çok üzücü. Kısaca ben, üniversite hayatımda geçinmek için türlü mücadeleler veriyorum.

 

Kabir Ahmadi

Bir vakıf ünicersitesinde ön lisans ikinci sınıf öğrencisiyim. Ailemle birlikte yaşıyorum ve haftada üç gün çalışarak kendi ihtiyaçlarımı karşılamaya çalışıyorum. Ancak elde ettiğim gelir her zaman yeterli olmuyor ve özellikle dışarıda yemek, ulaşım ve günlük harcamalarda oldukça dikkatli davranmak zorunda kalıyorum. Zaman zaman ailem destek olsa da bu durum sürdürülebilir olmuyor. Öğrenci akbilimi kaybettiğim için normal akbil kullanıyorum ve bu da ulaşım masraflarımı ciddi şekilde artırıyor. Bunun yanı sıra ekranı çalışmayan, Face ID’si ve hoparlörü bozuk eski bir telefon kullanıyorum ve yenileme imkânım şu an bulunmuyor. Bir öğrenci olarak büyük bir geçim sıkıntısı yaşamıyor olsam da sosyal aktivitelere katılmak, kendimi geliştirmek ve eğitim hayatımı daha sağlıklı sürdürebilmek için maddi olarak daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyorum.

 

Beren Yurttaş

Vakıf üniversitesinde okuyan bir öğrenciyim. Üniversite hayatını deneyimlemeye başladığım ilk yılımda diyebilirim ki üniversitenin bana kattığı şeylerden bir tanesi elimdeki harçlığımla yetinmeyi yani kendi ekonomimi kısıtlıca derste hesaplamak oldu. Ben okula haftada 3 gün gidiyorum ve bu zamanda bana ailem tarafından verilen harçlık 1 ay boyunca temel ihtiyaçlarımı karşılamak için verilse de büyük bir kısmı tabii ki toplu taşıma araçlarına gidiyor. Abonman yapıp bir yandan da üniversitenin sağladığı araçları kullanmak büyük bir sıkıntı oluyor, her biniş için 60 tl gibi bir ücretin  talep edilmesi de oldukça pahalı geldiği için kullanmamı engelliyor, dolayısıyla toplu taşıma araçları ile değişimli kullanmaya çalışıyorum. Bu da evime geç saatte gitmeme ve zamanımın çoğunu harcamama, sabah evimden daha erken çıkmamı gerektirip derslere odaklanmamı engelliyor.  Bir öğrenci olarak zamanımın çoğunu toplu taşımada geçiriyorum bazen derslerde geçen vaktimden fazlası oluyor. Üniversiteye geldiğim zaman fiyatların her fırsatta yeniden değişmesi, aldığım içeceğe değmemesi beni istediğim bir içecektense çay alıp geçmeye bazen de evden getirmeye itiyor. Bunlar basit sorunlar gibi görünsede benim için uzun vadede büyük bir sorun haline geliyor. Üniversitelerdeki fiyatlarının bu kadar pahalı olması, genel olarak enflasyonun getirdiği zorluk, bir öğrenci olarak küçük denen detayların gözümde düzeltilemeyecek kadar zor hale gelmesi beni kaygılandırıyor. Ekonomik planlama yapmak, ister istemez benim için bir alışkanlık haline geldi. Ailemi zorlamadan, elindekinden fazla istemeden yetinmeye çalışmak zorunda kalıyorum. 

 

Ali Yiğit Yenidünya 

Öğrenci olarak en büyük problemim ulaşım. Üniversitemin kampüsü şehirden uzak olduğu için 4 vesait yol yapıyorum. Bir günde toplam 10 adet abonman hakkı kullanıyorum. Bu durumda tabii ki yetmiyor. Aylık abonman hakkım bitmesin diye her indiğimde iade alıyorum. Olabildiğince dışarıda yemekten kaçınıyorum ama eğer zorunda kalırsam ekonomik menülerden veya esnaflardan yemeye çalışıyorum. En azından aile evinde kaldığım için temel ihtiyaçlarımı ailem karşılıyor fakat sosyal hayatımı kısmak durumunda kalıyorum. Özel günlerde, kutlamalarda planlama yapmadan harcama yapamıyorum.

 

Şeyda Gür 

Bir üniversite öğrencisi olmak ilk-orta veya lise öğrencisi olmakla aynı ortamı ve rahatlığı sağlamıyor. Katbekat sorumluluk yükleyen, bir nevi tek başına kararlar verip bunlarla başa çıkmaya zorlayan bir seviyeye ulaştırıyor. Haliyle de ihtiyaçlar arttıkça da artıyor. Genel olarak bakıldığında barınma, ulaşım, yemek, kitap ve diğer eğitim giderleri bizi çok zorlayan konular. Şahsımca aldığım bursun bana bir ay boyunca yeteri kadar yardımcı olduğunu söyleyemem. Kimi öğrenciler şehir dışında burssuz, yalnızca aileden gelen veya çalışarak kazandıkları parayı geçim kaynağı olarak kullanırken ben şehir içinde bile aldığım bursla geçinemiyorum. Evden okula uzanan yolum 2.5-3 saat arası değişiyor. Günümün sadece 6 saatini ulaşımda harcarken bursumun 1/8’i de yine ulaşım için harcanıyor. Elimde kalan miktarı gerek kişisel ihtiyaçlarım gerek okul ihtiyaçlarım -buna okulda yemek yemem, çay içmem de dahil- için harcamam gerektiğinde para konusunda sıkıntı yaşayabiliyorum. Bu noktada ailemden destek almak zorunda kalıyorum. Ben alabilenlerden olsam dahi bunu yapamayan öğrenciler var. Buna dikkat çekerek de burs konusunda yeni bir güncelleme yapılmasını isteyenlerdenim. Haftanın üç günü -bu bazen dört hatta beş gün bile oluyor- okula gidip gelmek hem ruhsal açıdan hem de en çok fiziksel açıdan çok yorucu bir durum. Bunun yanında geç saatlerde en kısa yoldan eve ulaşmak için okul servislerine ekstra para vermek de ne kadar olursa olsun bir kayıp. Okul dışında bir hayatımızın olmaması da ayrıca bir sorun. Günümüz ekonomisi göz önünde bulundurulunca alınan bursla sadece bir kahve içmek istediğimde bile “o açığı nasıl kapatabilirim?” diye düşünebiliyorum. Bir günümü dışarı aktivitelerine ayırmak için bursumun yatmasını bekliyorum. İhtiyaçlarımı aciliyetine göre aylara ayırdığım oluyor. Mecbur kalmadığım sürece ailemden destek istemeyip kısıtlı miktarla geçinmeye alışmaya çalışsam da birikim yapmaya dahi para kalmadığı zamanlar da oluyor. “Param yok” demek bir öğrenci açısından stresi ve bunalımı çok yüksek noktaya taşıyan bir durum bence. Özellikle sınav haftalarında bünyeyi yoruyor. Sonuç olarak, burslar öğrenciler için geçici bir destekten ziyade, eğitim yolculuğunun önemli bir parçası olarak düşünülürse bizi daha rahat bir konuma getireceğine inanıyorum. Öğrencilerin potansiyellerini ortaya koyabilmeleri, ancak maddi kaygıların mümkün olduğunca azaltıldığı bir eğitim ortamında mümkündür. Bu nedenle burslara yönelik her adımın, öğrencilerin sesleri dikkate alınarak atılması, üniversite yaşamının hem kalitesini hem de öğrencilerin kendilerini sıkmadan, fazlaca düşünmeden rahat bir şekilde ön plana çıkmalarını sağlayacağını düşünüyorum.

 

Damla Turhan

Öncelikle temel ihtiyacım olan şeylere daha çok öncelik veriyorum: Yemek, ulaşım, eğitim vb. Lüzumsuz harcamalardan kaçınmak için öğrenci avantajlı şeyleri tercih ediyorum ve bütçe dengemi buna uygun ayarlıyorum. Eskiden soğuk havalarda taksi kullanarak ulaşım sağlayabiliyordum. Ama şu anda bir yerden kısmam gerekiyorsa bu ulaşım oluyor. Zaten sosyal hayatımla ilgili harcamalarımı kısmış olsam da ay sonuna ihtiyaçlarımı karşılayamıyor olabiliyorum, bu nedenle olabildiğince her yere yürümeye çalışıyorum. Taksi kullanmak, arkadaşlarımla dışarı çıkmak artık bir lüks oldu.

 

Zeynep Yağmur Kahveci

Üniversite öğrencisi olarak geçinmek benim için yalnızca bir bütçe yapıp ona uymaya çalışmak değil; daha çok sürekli bir denge kurma çabası. Geçimim genellikle aile desteği ve burslara dayanıyor. Harcamalarımın büyük kısmı ulaşım, yemek ve okul masraflarına gidiyor. Okula düzenli gidebilmek için abonman yapmak zorundayım ve öğrenci abonmanının bile bütçemde önemli bir yer tutması, ayın daha başında harcamalarımı kısıtlamama neden oluyor. Bu nedenle hobilerimi sınırlamak zorunda kalıyorum; yapmak istediğim birçok aktiviteyi mevcut bütçeyle karşılayamıyorum. Sosyal hayatta daha az yer almak, dışarıda vakit geçirmekten kaçınmak artık bir tercih değil, zorunluluk hâline geliyor. Bu baskı yalnızca maddi değil, aynı zamanda psikolojik bir yük de oluşturuyor. Bir süre sonra insan, derslerine odaklanmakta zorlanıyor; geçim kaygısı akademik motivasyonun önüne geçebiliyor. Bu koşullar altında kendi geçim stratejimi oluşturmak zorunda kalıyorum. Kişisel harcamalara dikkat etmek, indirimleri takip etmek, ikinci el ürünlere yönelmek ve sosyal hayatta daha kısıtlı hareket etmek bunların başında geliyor. Özellikle kıyafet konusunda ikinci el alışverişe yöneliyorum. Herhangi bir mağazadan alacağım kazak yerine, o fiyata ikinci el iki üç kıyafet alabiliyorum. Aslında öğrenciyi bu kadar zorlamayan, temel ihtiyaçların bu denli problem olmadığı bir düzen olmasını isterdim. Ancak şu an için geçinmeye çalışmak, üniversite hayatının kaçınılmaz bir parçası gibi görünüyor.

 

Alperen Yakup Gülay 

Bursum ile dışarıda en ucuz, doyurucu burger veya ekonomik menü dışında bir şey yemiyorum. Eve geldiğimde genellikle günü yumurta ile bitiriyorum. Bunun yanı sıra haftada 2 gün çalışıyorum ki daha lüks içinde yaşadığımı hissedeyim, o paraya da kendimi tatmin etmek amacı ile hobi edindiğim koleksiyonuma parçalar alıyorum. Çalışmaktan başka bir geçim stratejim yok. Bir de aylık abonman aldım. Okula her gün 2 saatlik güzel bir yolculuk yapıyorum.