03 Şub “Mucize Tedavi” Manşetleri Hukuka Takılıyor
Haberin popüler olması artık yeterli değil. Yanıltıcı, abartılı ya da bilimsel dayanağı olmayan sağlık iddiaları; yayın durdurmadan erişim engeline, tazminat davalarından idari yaptırımlara kadar uzanan ciddi hukuki sonuçlar doğurabiliyor. Sağlık hukuku uzmanı Avukat Ahşen Oktay, medya kuruluşları ve içerik üreticileri için yeni dönemin kırmızı çizgilerini anlatıyor.
Haber: Peren Yurttaş
Yeni düzenlemeye göre, bir sağlık haberinin “bilgilendirme” sınırını aşıp “tanıtım veya reklam” sayılmasına neden olan temel kırmızı çizgiler nelerdir? Haberde kullanılan hangi ifadeler hukuki risk doğurur?
Aslında ilk olarak belirtmek gerekir ki bu sınır ve çizgi, yeni düzenlemeyle ortaya çıkmış değildir; sağlıkta reklam yasağının özü, başından beri bu ayrım üzerine kuruludur. Gerek eski düzenlemelerde gerekse yeni düzenlemede temel kural şudur: “Sağlıkta reklam yasaktır.” Bu yasak, yapılan eylemin türünden ya da kullanılan mecradan bağımsız olarak tüm sağlık alanını kapsar. Sağlık söz konusu olduğunda izin verilen tek faaliyet, kamu yararını gözeten bilgilendirici tanıtımdır.

Dolayısıyla sağlık haberlerinin de bu temel ilke çerçevesinde değerlendirilmesi zorunludur. Bu kapsamda, sağlık sektörüne ilişkin röportaj, köşe yazısı ve makaleler de sağlık haberi kapsamında ele alınır.
Bir sağlık haberinin “bilgilendirme” sınırını aşıp “salt tanıtım veya reklam” niteliği kazanmasının en temel göstergesi; haberin kamuoyunu genel ve tarafsız biçimde bilgilendirmekten çıkıp, okuyucuda talep oluşturacak bir yönlendirme içermesidir. “Tercih edilen”, “en çok başvurulan”, “önerilen yöntem”, “ilk tercih” gibi ifadelerle okuyucunun karar sürecine müdahale edilmesi hâlinde, içerik artık bilgilendirici kabul edilemez.
Bilgilendirme faaliyetlerinde amaç, toplumsal farkındalık yaratmak ve genel bilgi sunmaktır. Buna karşılık tanıtım ya da reklam içeren içeriklerde amaç, bireyleri harekete geçirmek ve tercih oluşturmaktır. Sağlık haberciliğinde esas alınması gereken çizgi, toplumu korkutmayan, tedirgin etmeyen ve yönlendirmeyen bir dil kullanılmasıdır.
Üstünlük, Başarı ve Garanti Algısı
Bir diğer temel kırmızı çizgi, üstünlük ve başarı algısı yaratılmasıdır. Bir hizmetin, yöntemin ya da uygulamanın diğerlerinden daha iyi, daha etkili veya daha güvenilir olduğu izlenimini veren anlatımlar hukuki risk doğurur. “En iyi sonuç”, “altın standart”, “en gelişmiş teknoloji”, “rakiplerine göre daha başarılı” gibi ifadeler, bilgilendirme sınırını aşarak örtülü reklam niteliği kazanır.
Haber metninde sonuç garantisi verilmesi ya da beklentiyi yükselten bir dil kullanılması da ciddi bir ihlal alanıdır. Sonuçların kişiden kişiye değişebileceği gerçeği göz ardı edilerek kesinlik algısı yaratılması, içeriği yönlendirici tanıtıma dönüştürür.

Hasta Hikâyeleri ve Görseller
Tedavi öncesi/sonrası görselleri veya hastaların iyileşme hikâyeleri, yeni yönetmelik kapsamında “talep yaratmaya yönelik” bir ihlal olarak değerlendirilebilir mi?
Tedavi öncesi/sonrası görselleri ve hastaların iyileşme hikâyeleri, kural olarak talep yaratmaya son derece elverişli içeriklerdir. Eski yönetmelikte yer alan açık yasağın yeni metinden çıkarılmış olması, bu görsellerin serbest olduğu anlamına gelmez. Aksine, yeni yönetmelik bu tür içeriklerin yalnızca çok sınırlı koşullar altında bilgilendirici faaliyet kapsamında değerlendirilebileceğini öngörmektedir.
Bu kapsamda görsellerin aynı ortam ve teknik şartlarda çekilmesi, tarih bilgilerinin açıkça belirtilmesi, gerçek hastaya ait olduğunun ve kaynağının gösterilmesi, ayrıca içerikte üstünlük veya yönlendirme algısı yaratılmaması gerekmektedir. Sponsorlu içerik olarak paylaşılmaları ise kesinlikle yasaktır.
Ameliyat görüntüleri ve tıbbi işlem anına ilişkin görseller her hâlükârda yasaktır. Mahrem bölgelere ilişkin görseller de genel ahlaka aykırılık nedeniyle açık ihlal sayılır.
Hasta teşekkürleri, iyileşme hikâyeleri ve kişisel deneyim anlatıları da bilgilendirme sınırını aşma riski taşır. Türkçe yayınlanan sağlık haberlerinde bu tür içeriklere yer verilmesi, içeriği talep yaratan tanıtım faaliyetine dönüştürür.

Doktorun Sözü, Medyanın Sorumluluğu
Haberde bir doktora yer verirken, doktorun uzmanlık alanı dışındaki konularda konuşması veya izleyiciyi doğrudan kendi kliniğine yönlendirecek ifadeler kullanması medya kuruluşuna nasıl bir sorumluluk yükler?
Bir sağlık haberinde veya röportajda yer verilen doktorun uzmanlık alanı dışına çıkması ya da izleyiciyi kendi kliniğine yönlendiren ifadeler kullanması, yalnızca hekim açısından değil, haberi yayınlayan medya kuruluşu açısından da hukuki sorumluluk doğurur.
“Bize başvurabilirsiniz”, “kliniğimizde bu yöntemi uyguluyoruz”, “en iyi sonuçları burada alıyoruz” gibi ifadeler, içeriği bilgilendirme sınırından çıkararak örtülü reklama dönüştürür. Mevzuat gereği, bu tür içeriklerin yayınlanmasına aracılık edenler de sorumludur.
Bilimsel Dayanak ve Popüler İddialar
Düzenlemede geçen “yanıltıcı, abartılı ve doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış bilgiler” ibaresi gazetecilik pratiğini nasıl etkiler?
Bu ifade, gazetecilere de ciddi bir sorumluluk yüklemektedir. Sağlık hakkı anayasal bir hak olduğu için, sağlık haberlerinin bilimsel dayanakla desteklenmesi zorunludur. Bilimsel makalelere veya kabul görmüş kılavuzlara dayanmayan sağlık iddiaları ciddi hukuki risk taşır.
Popüler olması tek başına yeterli değildir. “Kesin”, “kanıtlandı”, “mucize etki” gibi ifadelerle sunulan içerikler, uygun şekilde sunulmadığında yaptırıma tabi olabilir.
Sosyal Medya da Denetim Altında
Bu kurallar sadece ana akım medya için mi geçerli, yoksa bireysel içerik üreticileri ve sosyal medya fenomenleri de kapsama dahil mi?
Bu kurallar yalnızca ana akım medya için geçerli değildir. Sosyal medya fenomenleri, influencer’lar, YouTube kanalları ve podcast yayıncıları da aynı denetim kapsamındadır. Yönetmelik, içeriğin kim tarafından ve hangi mecrada üretildiğinden bağımsız olarak değerlendirme yapar.
Yaptırımlar Ne Zaman Devreye Giriyor?
Yönetmeliğe aykırı hareket edildiğinde uygulanacak yaptırımlar hangi aşamada devreye girer? Haberi yapan kişinin bireysel sorumluluğu nedir?
İhlalin tespiti hâlinde; içeriğin kaldırılması, erişimin engellenmesi veya yayının durdurulması gibi yaptırımlar kademeli olarak uygulanır. Kamu sağlığı açısından acil risk söz konusuysa bu süreç hızlanır.
Sorumluluk yalnızca haberi yapan kişiye değil; içeriğin yayınlanmasına izin veren ve yayını sürdüren medya kuruluşuna da aittir. İdari para cezaları, tazminat davaları ve bazı durumlarda ceza soruşturmaları gündeme gelebilir.
